Parkinson hastalığına yol açan nedenler arasında çevresel faktörlerin rolü konusunda önemli değerlendirmelerde bulunan Nöroloji Uzmanı Sultan Tarlacı, hastalığın görülme sıklığındaki artışın yaşlanan nüfusun artış hızını geride bıraktığını bildirdi.
Tarlacı, özellikle tarım ilaçlarının Parkinson gelişiminde etkili olabileceğine dair bilimsel verilerin bulunduğunu aktardı.
Parkinson hastalığının genellikle 50-55 yaşlarında başladığına işaret eden Tarlacı, uzun yıllardır kırsal alanlarda yaşayan, tarımla uğraşan ve kuyu suyu kullanan kişilerde hastalığın daha yaygın görüldüğünün bilindiğini belirtti.
Hastalığın artışının sadece yaşlanmaya bağlanamayacağını vurgulayan Tarlacı, tarım ilaçlarına yönelik yapılan araştırmaların dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.
ABD'nin California eyaletinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yaklaşık 21 farklı pestisitin, beyinde dopamin üreten hücrelere zarar verdiğinin bilimsel olarak kanıtlandığını aktaran Tarlacı, bu hücrelerin söz konusu kimyasallara karşı oldukça hassas olduğunu belirtti.
Tarlacı, bazı tarım ilaçlarının Parkinson hastalığında rol oynayan beyin bölgeleri üzerinde seçici ve toksik etkiler oluşturduğunu, bu nedenle konunun bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bazı uzmanların, yaşanan artışı "Parkinson epidemisi" olarak adlandırdığını hatırlatan Tarlacı, tarım ilaçlarının bilinçli ve kontrollü kullanılmasına büyük önem verilmesi gerektiğini vurguladı.
Domates başta olmak üzere bazı sebze ve meyvelerin bünyelerinde pestisit kalıntılarını barındırabildiğine dikkat çeken Tarlacı, tarımsal üretimde denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinin gerekliliğini belirtti.
"Paraquat" gibi isimlerle bilinen bazı tarım ilaçlarının toprakta uzun süre kalabildiğini kaydeden Tarlacı, pestisitlerin yer altı sularına karışmasının da risk oluşturabileceğini söyledi.
Geçmişte kuyu suyu kullanan kişilerde Parkinson hastalığının daha sık görülmesinin ardında yatan nedenlerden birinin bu durum olabileceği değerlendirmesinde bulundu.
"Bakla Parkinson'a iyi gelir" şeklindeki yaygın inanışa da değinen Tarlacı, baklanın içeriğinde dopaminle ilişkili bazı maddeler bulunsa da, bunun ilaç tedavisinin yerini alamayacağını belirtti.
Parkinson tedavisinde kullanılan 125 miligramlık bir L-Dopa kapsülünün etkisini gösterebilmesi için yaklaşık 5 kilogram taze bakla tüketilmesi gerektiğini açıklayan Tarlacı, bu nedenle ilaç tedavisinin çok daha etkili ve pratik bir yöntem olduğunu vurguladı.
Parkinson riskini artıran faktörlerden bir diğerinin de tekrarlayan kafa travmaları olduğuna dikkat çeken Tarlacı, özellikle boks gibi spor dallarında alınan darbelerin beyinde zamanla biriken hasarlara yol açabileceğini ifade etti.
Bu tür mikrotravmaların, Parkinson hastalığının yanı sıra bazı bunama türlerinin de daha erken yaşta ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceğini belirten Tarlacı, efsanevi boksör Muhammad Ali'nin bu durumun en somut örneklerinden biri olduğunu dile getirdi.
Parkinson hastalığının en belirgin belirtilerinden olan titremenin özelliklerine de değinen Tarlacı, Parkinson titremesinin genellikle istirahat halindeyken ortaya çıktığını anlattı. "Para sayar" tarzında tanımlanan bu titremenin, kişi hareket etmeye başladığında çoğunlukla azaldığını veya tamamen kaybolduğunu söyledi.
Buna karşılık esansiyel tremorun ise özellikle bir nesneye uzanırken veya bir iş yaparken arttığını ifade etti.
Kaynak: IGF Haber
İlk yorumu siz yapın.