Türkiye'nin nükleer enerji alanındaki ilerlemesi ve geleceğe yönelik stratejileri, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde düzenlenen 12. Nükleer Santraller Zirvesi'nde masaya yatırıldı. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) iş birliğiyle, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın destekleriyle organize edilen ve iki gün sürecek zirve, "Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini Güçlendirmek" temasıyla toplandı. Etkinlik, nükleer enerji sektöründeki kamu temsilcilerini, uluslararası kuruluşları, teknoloji firmalarını, akademisyenleri ve sanayicileri bir araya getirdi.
Zirvenin açılış konuşmacılarından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, Türkiye'nin enerji arz güvenliği, karbon emisyonlarının azaltılması ve teknolojik bağımsızlık hedefleri doğrultusunda nükleer enerjinin stratejik önemine dikkat çekti. Sarı, "Nükleer enerji bizim için bir tercih değil, zorunluluktur," diyerek, ülkenin 2035 yılına kadar 7,2 GW, 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kurulu güce ulaşma vizyonunu paylaştı. Bu yıl Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nden ilk elektriğin üretilmesinin hedeflendiğini belirten Sarı, Sinop ve Trakya'daki yeni santral projelerinin yanı sıra küçük modüler reaktör (SMR) geliştirme çalışmalarının da devam ettiğini vurguladı. Akkuyu projesinde şu ana kadar 300'den fazla yerli firmanın yer aldığını ve yaklaşık 12 milyar dolarlık bir iş hacminin oluştuğunu da ekledi.
İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, zirvede yaptığı sunumda, Türkiye'nin ilk tematik nükleer teknoparkının İTÜ bünyesinde kurulacağını duyurdu. Bu teknoparkın sadece üniversiteyi değil, tüm nükleer teknoloji ekosistemini kapsayan bir merkez olarak konumlanacağını belirten Mandal, bu adımın Türkiye'nin kendi insan kaynağını ve teknolojisini geliştirme yolunda önemli bir kilometre taşı olacağını ifade etti. ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally ise yapay zeka ve veri merkezlerinin artan enerji talebi karşısında nükleer enerjinin öneminin daha da arttığına işaret ederek, Türkiye'nin SMR düzenlemelerini desteklediklerini ve sivil nükleer enerjinin Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir iş birliği potansiyeli taşıdığını belirtti. Kanada'nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza da Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısına vurgu yaparak, nükleer teknolojilerde araştırma, tedarik zinciri ve insan kaynağı geliştirme konularında iş birliğine açık olduklarını dile getirdi.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, nükleer enerjinin sadece enerji üretimiyle sınırlı kalmayıp, yüksek teknoloji ve sanayi dönüşümü için de stratejik bir alan olduğunu vurguladı. Akkuyu projesindeki yerlilik oranının yüzde 55'e ulaştığını belirten Ardıç, Anadolu'daki sanayi kuruluşlarını uluslararası nükleer tedarik zincirine entegre etme hedefini ortaya koydu. Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi ise Türkiye'nin enerji tüketen bir ülke olmanın ötesine geçerek, nükleer teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir konuma gelmeyi amaçladığını söyledi. Özellikle SMR teknolojilerinin yerli sanayi için büyük fırsatlar sunduğunu ifade eden Çiftçi, zirvenin bu hedeflere ulaşmada önemli bir platform oluşturduğunu belirtti. İki gün sürecek zirvede, nükleer enerji teknolojileri, yerli üretim, uluslararası iş birlikleri, SMR'ler ve sektörün geleceğine dair çeşitli panel ve oturumlar gerçekleştirilecek.
Kaynak: IGFA
İlk yorumu siz yapın.