Tarım ve gıda sektöründe, iklim değişikliğinin etkileri ve kaynakların verimli kullanımı, üretim planlamalarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Sektörün, değişen küresel koşullara uyum sağlama yeteneği, geçmişe kıyasla çok daha büyük bir önem kazanmış durumda. Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, tarımın karşı karşıya olduğu en önemli tehdidin artık sadece ekonomik maliyetlerin artması olmadığını, bizzat iklim değişikliğinin üretim faaliyetlerini doğrudan tehlikeye attığını vurguladı.
İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki doğrudan etkileri giderek daha belirgin hale geliyor. Yükselen ortalama sıcaklıklar, uzun süreli kuraklık dönemleri, ani ve şiddetli yağışlar, dolu ve don olayları ile düzensizleşen mevsimsel geçişler, bitkisel üretimin verimliliğini ve kalitesini olumsuz etkiliyor. Bu etkenler, birçok bölgede geleneksel ürün desenlerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. Bu iklimsel riskler, yalnızca bitkisel üretimle sınırlı kalmayarak, hayvancılık sektörünü de olumsuz etkiliyor. Sıcaklık stresi, su kaynaklarındaki yetersizlik ve yem tedarikindeki zorluklar, üretim maliyetlerini artırırken hayvanların verimliliğini düşürüyor.

Üretim sürecinde suyun verimli kullanılması, stratejik bir öncelik haline geldi. Damla sulama sistemlerinin yaygınlaşması, su tüketiminin daha sistematik bir şekilde takip edilmesi ve alternatif su kaynaklarının değerlendirilmesi öne çıkan çözümler arasında bulunuyor. Suya erişimin zorlaştığı mevcut durumda, elde edilen verimin yanı sıra, birim su tüketimi başına düşen üretim miktarı da temel bir performans göstergesi olarak kabul ediliyor. Ancak, tarımsal sulamada hala yaygın olan israf edici uygulamalar, kontrolsüz yeraltı suyu kullanımı ve sanayi alanındaki plansız su tüketimi gibi sorunlar devam ediyor.
Tüketiciler, artık satın aldıkları ürünlerin sadece fiyatını değil, aynı zamanda üretim sürecini, kullanılan kaynakları ve çevresel etkileri de daha yakından sorguluyor. Dijital teknolojilerin gelişimiyle birlikte, tarladan sofraya kadar uzanan üretim zincirinin izlenebilir hale gelmesi, hem tüketici güvenini artırıyor hem de uluslararası pazarlarda önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Bu şeffaflık, aynı zamanda gıda israfının azaltılması gibi sürdürülebilirlik konularına da dikkat çekiyor.
Gıda israfının azaltılması, sürdürülebilirlik gündeminin en önemli maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. T. C. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de her yıl kişi başına yaklaşık 93 kilogram gıda israf ediliyor. Küresel ölçekte ise tüketime hazır gıdanın yaklaşık yüzde 17'si, perakende satış noktaları, haneler ve restoranlar aşamasında çöpe gidiyor. Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, sürdürülebilir bir tarım geleceği için kaynak verimliliğinin artırılması gerektiğini vurgulayarak, "İsrafı önleyerek tüketimi düşürmeli, tarımda su başta olmak üzere kaynak tüketiminde verimliliği mutlaka sağlamalı ve iklim değişikliğine dirençli tarımı odağımıza almalıyız. Küresel ısınma ve iklim krizi tüm dünyanın ortak sorunu ancak tarım ve gıda sektöründeki etkileri sürdürülebilir bir gelecek için kritik öneme sahip," ifadelerini kullandı.
Kaynak: IGFA
İlk yorumu siz yapın.